... | Samsun
Yukleniyor... USD -- EUR -- GBP -- ALTIN -- GUMUS -- PLATIN -- PALADYUM --
Son Dakika
Son dakika haberleri yükleniyor...
Kaybetmenin Yası Üzerine

Kaybetmenin Yası Üzerine

Ağustos 31, 2026 Beril Pınar Demir 9 Yorum
Beril Pınar Demir Modern Dünyada Yas

Öznenin kendisini eksik hissetmesi, boşluğunu dolduracak nesnelere yönelmesi ve sonunda kendi boşluğunda kaybolması da modern dünyada bir yas değil midir? Hatta bu, kendimizi kaybetmenin yası değil de nedir?

Köşe Yazısı: Beril Pınar Demir

Yas, yalnızca kaybedilenin değil, kazanılamayan bir şeyin de ardından tutulabilir. Yabancılaşma ve kimlik buharlaşması da bu sürece eklenirse, belki yas dahi tutulmayabilir; çünkü insan kaybettiği şeyin ne olduğunu dahi hatırlamayabilir. Birey, kavramların içinde kaybolurken bir süre sonra kavramların kendisine yüklediği anlamı da yitirir.

Açıkçası modern insanın yas tutmaya zamanı da yoktur. Postmodern izler, bizde ve kendimizde olan şeyleri bir sel gibi alıp götürürken, bize ait olmayan şeyleri de bize getirir. Tıpkı sel sonrası geriye kalan balçık ve çamur gibi.

Modern Dünyada Yas

Bu yüzdendir ki kendisinden bir şeylerin gittiğinin farkında olmayan kişi acı çekmez; hâliyle yas tutma cüretini de göstermez. Yas, neyi kaybettiğini bilen ve bunun farkında olan bireylerin ürettiği bir değerdir.

Yasın en temel duygusu, bireye yalnızca neyi kaybettiğini değil, kaybettiği şeye neden bağlanma ihtiyacı duyduğunu da hatırlatır. Çünkü yas, yalnızca kaybedilen şeye duyulan özlem değil; o şeye neden bağlandığımızı ve onun yokluğunda kendi eksikliğimizle, yetersizliğimizle nasıl yüzleştiğimizi ortaya çıkaran bir duygudur.

Modern Dünyada Yas ve İnsan

Yas, her ne kadar kuytu köşelerde kalmış olsa da bizi iç dünyamıza bağlayan bir göbek kordonu gibidir; özneyi başka bir özneye bağlayan görünmez bir bağdır.

Beril Pınar Demir

Yorumlar

Yeni Tespit dedi ki…
İnsan kaybettiğinin farkında değilse gerçekten acı çekmez mi, yoksa asıl acı adını koyamadığımız o boşlukta mı saklı?
Adsız dedi ki…
Acı, fark edilmeden doğmaz. Boşluğa eklendiğinde ise kaybolup gider; bu kez de boşluğun kendisinin acısını duyumsarız. Aslında acı çekmek, varlığımızın hâlâ canlı olduğunun kanıtıdır. Acı çekmiyorsak, bu da başlı başına büyük bir acıdır. Çünkü insan, boşluğun acısını duyumsamakta fakat çoğu zaman bunun farkına varamamaktadır.

Belki de yazar burada, kaybetmenin yasının tutulamamasından söz ediyor. Çünkü insan, farkında olmadığı bir şeyin yasını nasıl tutabilir? Belki de en büyük yas, hiçbir şeyin farkında olmadan yaşamaktır. İnsan, yaşadığını sanırken aslında kendi varlığının, eksikliğinin ve kaybının bile farkında olmayabilir.
Adsız dedi ki…
Beril Hanım, yine güzel bir konuya değinmişsiniz. Köşe yazılarınızı takip ediyorum. Daha nice güzel yazılarınızı okumayı diliyorum. Özellikle böyle aykırı ve farklı konulara değinmeniz, yazılarınızı daha da ilgi çekici hâle getiriyor. Bu tarz konuların devamını bekliyorum. 🌸
Adsız dedi ki…
Beril Hanım, yas üzerine bir kitap bekliyorum sizden. Kaynakça kısmına da yaşadıklarınızdan örnekler ekleyin, olur mu? 😂 Sizin sosyolojik tespitlerinizi hayran hayran okuyorum. :)
Adsız dedi ki…
“Göbek kordonu” ifadesi çok yaratıcı olmuş. Ancak yazı sanki biraz daha sığ kalmış. Belki biraz daha uzun ve derinlikli işlenebilseydi daha etkileyici olabilirdi. Tabii, bu tamamen benim fikrim. :)
Adsız dedi ki…
Yazılarınızı Sabırsızlıkla bekliyoruz bağımlılığınız oldu adeta analizleriniz harika uluslararası basında Ayrıca yer alması gerekiyor diye düşünüyorum sevgiler
Adsız dedi ki…
Yazınızı bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum ve açıkçası bir köşe yazısının bu kadar derinlikli ve başarılı olmasını beklemiyordum. Köşe yazarları benim gözümde daha çok güncel olayları ele alıp gelişigüzel yazılar yazan insanlardı. Ancak sizin yazılarınızı okuyunca bu fikrim değişti.

Türkiye’de, özellikle bir kadının böylesine güzel ve düşündürücü köşe yazıları yazması gerçekten çok etkileyici. Yazılarınızı okurken birçok konuda yeniden düşünme fırsatı buluyorum. Sizinle bir gün kahve içip bu konular üzerine sohbet etmek isterdim🤩
Adsız dedi ki…
Merhaba, daha önce sanırım Künye sitesinde yazıyordunuz. Orayı da ihmal edip boş bırakmayın derim. Başarılarınızın devamını dilerim. Yolunuz her daim aydınlık olsun. 🌿
Adsız dedi ki…
Yazılarınızı birkaç zamandır takip ediyorum bu yazı Ayrıca çok felsefe barındırıyor Çok güzel diğer köşe yazıları gibi değil sizinle bunları yakından tanıyarak bir yemek yiyerek konuşmak isterim sevgiler
Radyo