Tiyatro sahnelerinden hayvan hakları eylemlerine, engelsiz sanat projelerinden müzik çalışmalarına uzanan bir yolculuk… Sanatçı Tolerans, sanat anlayışını, toplumsal duyarlılığını ve üretim sürecini anlattı.
“Gürlediğim Gibi Yağsam” klibi ve “Türkiye Milli Takımı” adlı eseriyle tanınan sanatçı Tolerans; tiyatro geçmişi, toplumsal farkındalık çalışmaları ve engelsiz sanat projeleriyle sanat yolculuğunu farklı alanlarda sürdürüyor.
Tolerans, geçmiş yıllarda çeşitli televizyon programlarına konuk olduğunu, toplumsal farkındalık çalışmaları kapsamında farklı şehirlerde düzenlenen etkinlik ve eylemlerde yer aldığını belirtiyor. Sanatçı; sanat, aktivizm ve toplumsal duyarlılık ekseninde şekillenen yaşam yolculuğunu gazetemize anlattı.
Sorduğumuz beş soruyu yanıtlayan Tolerans, sanat anlayışından müzikal üretimlerine, aktivist çalışmalarından gelecekteki projelerine kadar birçok konuya değindi.
Evrensel Hoşgörü Felsefesi ve Sanatın Gücü
Kendini bildiğinden beri evrenin bütüncül yapısı üzerine düşündüğünü belirten Tolerans, insanlığın tek bir bütünün parçaları olduğu düşüncesinden hareket ettiğini ifade ediyor. Dil, din, ırk ve renk ayrımı gözetmeksizin insanı yalnızca “iyi” ve “kötü” kavramları üzerinden değerlendirdiğini söyleyen sanatçı, sanat anlayışını huzur, barış ve evrensel hoşgörü üzerine kuruyor.
Bakırköy Halk Eğitim Merkezi’nde aldığı klasik tiyatro ve yaratıcı drama eğitimleriyle sanat yolculuğuna başlayan Tolerans, üretimlerini yaşamı ve insanı anlamlandırma çabasının bir parçası olarak görüyor.
Festivallerden Sokaklara: Farkındalık Çalışmaları
Toplumsal farkındalık çalışmalarında aktif rol aldığını ifade eden Tolerans, SANSEV tarafından düzenlenen İstanbul Uluslararası Çoksesli Korolar Festivali kapsamında engelli bireylere yönelik farkındalık çalışmalarına katıldığını belirtiyor.
Sanatçı ayrıca farklı film festivallerinin organizasyon süreçlerinde görev aldığını ve bu etkinlikler kapsamında düzenlenen farkındalık yürüyüşlerinde çeşitli sanatçılarla birlikte yer aldığını ifade ediyor.
20 Şehirde Eş Zamanlı Hayvan Hakları Eylemi
Tolerans’ın aktardığına göre, 2011 yılında 5199 sayılı Hayvan Hakları Kanunu’nun iyileştirilmesi amacıyla beş arkadaşıyla birlikte 20 şehirde eş zamanlı eylemler organize edildi. Taksim Tünel’den başlayan yürüyüşlerde “Terk edilmek her canlıya ağır gelir” sloganıyla hayvan haklarına yönelik farkındalık oluşturulması hedeflendi.
Sanatçı, basın açıklamaları ve televizyon programları aracılığıyla sokak hayvanlarının yaşam koşullarına dikkat çekmeye çalıştığını belirtiyor. Özellikle kış aylarında sokak hayvanları için alınabilecek küçük ancak etkili önlemler konusunda kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik çalışmalar yaptığını ifade ediyor.
Sanatçı Haklarından Engelsiz Sanat Projelerine
Toplumsal duyarlılık çalışmalarını farklı alanlarda sürdürdüğünü belirten Tolerans, sigortasız çalışan sahne emekçilerinin hakları konusunda da çeşitli girişimlerde bulunduğunu ifade ediyor. Sanatçıların geçmiş projelerinin belgelenmesi ve sigorta süreçlerine ilişkin çalışmalar yürüttüğünü aktaran Tolerans, sanat alanındaki emekçilerin haklarının korunmasının önemine dikkat çekiyor.
Sanatın erişilebilir olması gerektiğini düşünen sanatçı, işitme ve görme engelli bireylerle gerçekleştirilen dans projelerinde de yer aldığını belirtiyor. Tolerans’ın aktardığına göre, bu çalışmalar kapsamında işitme engelli 20 birey sirtaki, görme engelli 60 birey ise salsa ve Latin dansları eğitimi aldı ve sahne performansları gerçekleştirdi.
“Türkiye Milli Takımı” ve Zamansız Şarkıların Peşinde
Müzik çalışmalarını farklı projelerle sürdüren Tolerans, sanatçının aktardığına göre Doğan Müzik etiketiyle yayımlanan “Yasemin” adlı single’ın ardından “Gürlediğim Gibi Yağsam” ve “Türkiye Milli Takımı” adlı eserlerini dinleyiciyle buluşturdu.
Sanatçı, “Türkiye Milli Takımı” adlı eserinde yalnızca spor takımlarını değil, toplumsal birlik ve ortak yaşam fikrini de vurgulamayı amaçladığını söylüyor. Farklılıkların bir arada oluşturduğu toplumsal yapıyı bir mozaik olarak tanımlayan Tolerans, müziğinde birlik, hoşgörü ve toplumsal farkındalık temalarına yer veriyor.
Günümüz ilişkilerinin ve sanat üretiminin hızla tüketildiğini düşünen sanatçı, özellikle 1960’lı ve 1970’li yılların müzikal ve duygusal atmosferinden beslendiğini ifade ediyor. Tolerans, sanat yoluyla önyargıları sorgulamayı ve insanların hayata farklı perspektiflerden bakabilmesine katkı sunmayı hedeflediğini belirtiyor.
5 Soruda Tolerans Röportajı
1. Sanat dünyasında “Tolerans” adıyla yer alıyorsunuz. Bu adın ve sanatsal felsefenizin arkasındaki temel anlam nedir?
Tolerans: Bana neden “Tolerans” dediğinizi soracak olursanız; insanlığın huzuru, barışı ve evrensel hoşgörüyü hak ettiğine inanıyorum. Neden herkes dünyanın nimetlerinden eşitçe faydalanmasın? Sınırların olması bile yanlış; sınırsız, kardeşçe, el ele ve özgür bir dünya için ben “Tolerans” diyorum.
Bu bedenlerin içine ve yeryüzüne öylesine, “lay lay lom” bir hayat sürmek için gönderilmediğimizi anladığım o derin farkındalık süreçlerinde buldum kendimi. İşte bu uyanış beni müziğe, sanata ve en önemlisi o sessiz canların sesi olmaya yöneltti. Çünkü bu dünyada hiçbirimiz öylesine yer kaplamıyoruz; her birimizin varlığında derin bir anlam ve sorumluluk gizli.
2. Üretim sürecinizde ve duruşunuzda sizi en çok besleyen sanatçılar, düşünürler veya yaşam deneyimleri nelerdir?
Tolerans: Aşık Veysel'in maddiyatın ve görselliğin ötesindeki o eşsiz duruşu, Yunus Emre ve Mevlana’nın insanı merkezine alan evrensel sevgi felsefesi... Ve elbette müziğiyle toplumsal hafızamıza dokunan Barış Manço ile ruhumuza derinlik katan İlhan İrem. Onlar benim hem yaşamı okuma biçimimde hem de sanattaki duruşumda en büyük idollerimdir.
Bunun yanı sıra beni asıl besleyen şey; hayatın tam da kendisi, sokaktaki göz temasları ve insan hikâyeleridir. Yaşadığım her deneyimi, tanık olduğum her kırılmayı sanatsal üretimin bir parçası olarak görüyor; geçmişin o katıksız samimiyetini bugünün üretimine taşımaya gayret ediyorum.
3. Sahada aktif bir aktivist olarak bulunmak, bir sanatçı olarak insanları ve toplumu gözlemleme biçiminizi, dolayısıyla üretiminizi nasıl etkiliyor?
Tolerans: Bizzat halkın içinde olmadan, insanlara uzaktan dürbünlerle bakarak ya da sadece sosyal medya videolarıyla onlara yakın olduğunu zannederek toplumun gerçek duygularını hissedemeyiz. Zaten bizler de halkın birer parçasıyız.
Nitekim SANSEV Derneği’nin düzenlediği İstanbul Uluslararası Çoksesli Korolar Festivali’nde engelliler adına farkındalık oluştururken, film festivallerinin organizasyon kademelerinde ter dökerken ve düzenlenen eylemlerde usta sanatçılarımızla el ele saf tutarken hep sahadaydık. O sahadaki göz temasları, direnişler ve insan hikâyeleri doğrudan benim şarkı sözlerime ve melodilerime yön veriyor. Toplumun canını yakan ya da umudunu besleyen her gerçeklik müziğimin ham maddesi oluyor; böylece ürettiğim eserler masa başında yazılmış soyut kelimelerden çıkıp halkın kalbinde karşılık bulan canlı birer hisse dönüşüyor.
4. Müzikal yolculuğunuz bugüne kadar hangi aşamalardan geçti, hangi eserleri dinleyiciyle buluşturdunuz? Bundan sonraki süreçte eserleriniz ve duruşunuzla insanlara ulaştırmak istediğiniz ana mesaj nedir?
Tolerans: Müzikal yolculuğumda Doğan Müzik etiketiyle “Yasemin” isimli single’ım yayınlandı. Ardından dinleyiciyle buluşturduğum “Gürlediğim Gibi Yağsam” ve kendi Spotify hesabımdan yayınladığım “Türkiye Milli Takımı” gibi mesaj içeren şarkılarımla yoluma devam ettim.
“Türkiye Milli Takımı” şarkımda sadece futbol, voleybol veya basketbol milli takımını değil; bütün ülkenin tek beden, tek vücut olduğunu vurguladım. Bizler tüm renklerimizle, coşkumuzla ve inanç birlikteliğimizle harika bir mozaik oluşturuyoruz; biriz ve tekiz.
Şarkı sözlerimde, müziklerimde ve tüm paylaşımlarımda toplumda gözle görülmeyen o önyargı duvarlarını yıkmayı ve insanların yaşam enerjilerini yükseltmeyi hedefliyorum. Zihinler değişmeden toplumlar değişmez; amacım bakış açılarını genişletip insanlara daha güzel pencereler açabilmektir.
Bundan sonraki süreçte, hazırladığım bu derin duygu ve edebiyat yoğunluklu bestelerimi diğer sanatçı dostlarımla da paylaşarak dinleyiciyle buluşturmak istiyorum. İnşallah her şey hepinizin ve hepimizin gönlünden geçenlerden çok daha güzel olur.
5. Yayınladığınız “Gürlediğim Gibi Yağsam” klibinizde nasıl bir görsel dünya yaratmak istediniz? Müzikteki ve duruşunuzdaki o duyguyu ekrana yansıtırken öne çıkarmak istediğiniz temel hikâye neydi?
Tolerans: Klibimde, şarkının ruhuna uygun olarak gösterişten uzak, tamamen duyguya ve samimiyete odaklanan nostaljik bir görsel dünya yaratmak istedim. Günümüzde maalesef “zamansız” şarkılara ve görsellere rastlamak çok zorlaştı; ben eserlerimde ve kliplerimde işte bu zamansızlığı yakalamayı hedefliyorum.
Gerçek romantizm ve derin duygular sanki 60’lı, 70’li yıllarda kalmış gibi; şimdiki ilişkiler ise tamamen “fast food” mantığıyla yaşanıp hızla tüketiliyor. Klipteki temel hikâyemiz de tam olarak buydu: Maddiyattan ve dijital yüzeysellikten uzak, ruhların, gönüllerin ve bedenlerin her anlamda kenetlendiği o katıksız sevgiyi ekrana aktarmak.
Tam da bu felsefem ve klipte yarattığımız o zamansız atmosfer yüzünden, zaman zaman kendimi bu çağa ait olmayan yabancı bir madde gibi hissettiğim de çok olmuştur.
Her zaman söylediğim gibi: “Yürüdüğünüz yollar, ancak kalbinizin ve gönlünüzün ışığı miktarınca aydınlanır.”
Bu röportajda bana yer verdiğiniz için teşekkür ederim.
Sanatçının Eserleri ve Bağlantılar:
Gürlediğim Gibi Yağsam - Spotify
Türkiye Milli Takımı - Spotify
Yorumlar
Yorum Gönder