... | Samsun
Yukleniyor... USD -- EUR -- GBP -- ALTIN -- GUMUS -- PLATIN -- PALADYUM --
Son Dakika
Son dakika haberleri yükleniyor...
Âdâb-ı Trafik: Ülke Magandamatik

Âdâb-ı Trafik: Ülke Magandamatik

Eylül 13, 2026 Beril Pınar Demir 4 Yorum
Beril Pınar Demir Trafikte Tahammülsüzlük ve Toplumsal Saygı

Türkiye’de her ne kadar modern yollar ve devasa altyapı projeleri hayata geçirilse de trafikteki tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlük, her geçen gün kronikleşen bir toplumsal soruna dönüşüyor. Şehirlerin temposu arttıkça sürücülerin birbirine göstermesi gereken saygı ve nezaket de maalesef aynı hızla tükeniyor.

Köşe Yazısı: Beril Pınar Demir

Hatalı sollamalar, takip mesafesini hiçe sayan tehlikeli manevralar, alkollü araç kullanımı, direksiyon başında telefonla mesajlaşma ve tüm bunların sonucunda meydana gelen kazalar… Bunların her biri yalnızca birer trafik kuralı ihlali değil, aynı zamanda doğrudan kamu hakkına yönelik açık bir tecavüzdür.

Trafikte Kaos ve Kural İhlalleri

Geçiş üstünlüğünü saymamak, yardımlaşmayı unutmak, tahammülsüzlük, sabırsızlık, gereksiz yere korna çalmak, hakaret etmek, araçtan inerek kavga çıkarmak ve fiziksel saldırıda bulunmak derken her gün yeni bir trafik terörüne şahit oluyoruz.

Saygıyı ve nezaketi bir kenara bıraktık; artık sırf fiziksel bir şiddete maruz kalmamak için aracımızı kurallara uygun kullanmaya çalıştığımız bir kaosun içerisindeyiz. Herkes gergin, herkes aceleci ve hemen hemen hiç kimse kimseyi dinlemiyor.

Türkiye’de araç ve sürücü sayısının artmasıyla birlikte bu öfke ve şiddet kültürü de ülkenin geneline yayılıyor. Bu keşmekeşin merkezinde ise elbette İstanbul başı çekiyor. Saatlerce süren trafik sıkışıklığı, sürücülerde en küçük bir hataya dahi tahammül bırakmayan bir öfke dalgası yaratıyor.

Bu öfkenin en üzücü yansımalarından biri, kadın sürücülere yönelik ayrımcı ve baskıcı tutumdur. Yollarda kadın sürücülere en küçük bir müsamahayı bile çok gören bu anlayış, zaman zaman öyle bir noktaya ulaşıyor ki saniyelerle yarışan ambulanslara dahi yol vermekten imtina edilebiliyor.

Oysa trafikteki birkaç saniyelik bir gecikmenin, başka bir insanın hayatında geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceğini unutmamak gerekiyor.

Ne var ki trafikteki düzensizlik yalnızca otomobil sürücüleriyle sınırlı değil; sayıları hızla artan motosikletler de meselenin başka bir boyutunu oluşturuyor. Otomobil sürücülerinin motosikletleri birer taşıt olarak kabul etmesi ve onların trafikteki haklarına saygı göstermesi şarttır. Ancak motosiklet kullanıcılarının da hem kendi güvenlikleri hem de trafik düzeni açısından şerit disiplinine uyması gerekir.

Araçların arasından ani ve öngörülemez biçimde sıyrılmak ya da kaldırımları kullanmak yerine, akan trafikte öngörülebilir bir düzende, hız ve şerit kurallarına uygun hareket etmek herkesin güvenliği için bir zorunluluktur.

Trafikte Saygı ve Ortak Yaşam Kültürü

Elbette belediyelerin ulaşım altyapısını güçlendirmesi trafiği fiziksel olarak rahatlatabilir. Ancak hiçbir yol, köprü ya da kavşak tek başına zihniyet dönüşümü yaratamaz. Çünkü gelişmişlik yalnızca kilometrelerce uzunluktaki asfalt yollarla değil, o yolları paylaşan insanların birbirine gösterdiği saygı, empati ve diğerkâmlıkla ölçülür.

Direksiyon başına geçtiğimiz anda kendimizi yolun tek sahibi sanmaktan vazgeçmeliyiz. Çünkü o yol yalnızca bizim değil; yayaların, motosikletlilerin, bisikletlilerin, toplu taşıma araçlarının, ambulansların ve diğer milyonlarca insanın ortak alanıdır.

Trafikte direksiyon bencilliği yerini toleransa, öfke yerini sağduyuya, “ben geçeyim de gerisi ne olursa olsun” anlayışı ise toplumsal sorumluluğa bırakmalıdır.

Eğitimli olmak, meslek sahibi olmak, makam sahibi olmak ya da şehirli görünmek tek başına yetmiyor. Trafik âdâbını bilmiyorsak, direksiyon başında bütün unvanlarımızı geride bırakıp yalnızca bir magandaya dönüşebiliriz. Ne yazık ki eğitimli de olsa maganda, magandadır.

Asıl mesele de tam olarak budur: Yolları inşa etmek kolaydır; yollardaki insanı dönüştürmek ise çok daha zordur.

Bu yüzden trafik âdâbını sürücü kurslarında öğretilen birkaç kuraldan ibaret görmemeli; saygıyı, sabrı, empatiyi ve ortak yaşam bilincini gelecek nesillere ısrarla aktarmalıyız.

Çünkü mesele sadece araç kullanmak değil; aynı yolu insan gibi paylaşabilmektir.

Yazan: Beril Pınar Demir

Yorumlar

Adsız dedi ki…
​"Eğitimli de olsa maganda, magandadır." O kadar haklı bir yazı ki... Mesele ehliyet almakta değil, o direksiyonun başına geçince insan kalabilmekte. Toplumsal hafızamıza ayna tutan çok kıymetli bir içerik olmuş, emeğinize sağlık!
Adsız dedi ki…
Özellikle kadın sürücülere ve ambulanslara gösterilen tahammülsüzlük kısmına katılmamak elde değil. Asfaltımız uzadı ama tahammülümüz kısaldı. Farkındalık yaratan harika bir yazı olmuş 👏🏼🚗
Adsız dedi ki…
​Yolları inşa etmek kolay, yollardaki insanı dönüştürmek zor... Şehirleşiyoruz ama insan kalmayı direksiyon başında unutuyoruz maalesef. Kaleminize sağlık
Adsız dedi ki…
"Bir insanın hayatı %1 şarja düşmüşken ambulansa yol vermemek, fişi çekmektir; eğitiminiz ne olursa olsun vicdanınızın şarjı bittiyse insanlığınız kapanmıştır."
Çok harika uyarıcı mesaj veren bir yazı olmuş kutluyorum Mühim olan Yolları inşa etmek değil insanları dönüştürebilmek iyiliğe güzelliğe doğru düşündürebilmek sevgiler
Radyo